BNV

Orta Oyunu Nedir?

Ana karakterleri Kavuklu ve Pişekar olan, açık alanda halkın ortasında oynanan müzikli ve danslı Türk halk tiyatro oyunudur.

Halk Tuluat Tiyatrosu olarak da bilinen Orta oyunu metinsiz, doğaçlamaya dayalı bir oyundur. Ustadan çırağa intikal ederek gelen konular tekrarlanır. Bir gölge oyunu olan Karagöz’ün canlandırılması olarak kabul edilmiştir. Toplumun ve çevresinin sorunlarını yansıtan oyun, eleştiriden komediye yönelir. Dekor ve kostüm en aza indirilmiştir. Batı etkisinde bir tiyatro anlayışının benimsenmesi sonucu önemini kaybeden orta oyunu, İsmail Dümbüllü’nün 1973’te ölümüyle son temsilcisini de kaybetmiştir.

Kel Hasan Efendi’nin Kavuk’unu sırasıyla İsmail Dümbüllü, Münir Özkul ve Ferhan Şensoy taşımıştır. Şimdi ise Kavuk’u Rasim Öztekin taşımaktadır.

Oyunun gereçleri

Ortaoyunu’nun bilinen en ünlü gereç Pişekâr’ın kullandığı pastavdır. Şakşak diye de anılan bu gereç kırbaç, yelpaze, kapı açılma efekti, merdiven çıkılması efekti, dayak atılan sopa oluyordu. Kostümler kalıplamış idi. Pişekar dört renkli ve dört dilimli bir külahlı giyer; . Sırtında yaka ve önünde dört parmak genişliğinde kürklü bir cüppe, cüppenin altında ise aynı renkten bir çakşır, entari ya da mintan, ayaklarında çedik pabuçlar vardır. Kavuklu ise büyük dilimli bir kavuk, uçları beline sokulmuş kırmızı bir binişi, Şam kumaşından bir entari, belinde kuşak, cüppenin renginden bir çakşır ve ayağında çedik pabuçlar giyer. Oyunlarda gün ışığından yararlanılırdı. Gece oyunlarında basit lambalar aracılığıyla ışık elde edilir ve herhangi bir alan ışıklandırması ya da ramp ışıklandırma kaygısı güdülmezdi.

Oyunun bölümleri

Klasik bir orta oyunu, Karagöz oyunundakine benzer biçimde giriş (mukaddime), karşılıklı konuşma (muhavere), fasıl ve bitiş bölümlerinden oluşur. Yazılı olmayan, ezbere bilinen bu metinler doğaçlamaya, seyircinin anlık tepkilerine yanıt vermeye elverişli tipik halk tiyatrosu metinleridir. Her bölüm kendi içinde bütünlük gösterir ama diğer bölümlere karşın bağımsızdır.

Alana önce çalgı eşliğinde oyunun iki ana tipinden biri olan Pişekar girer, baş çalgıcı sayılan zurnacıyla kısa bir konuşmanın ardından, oyunun adını söyleyerek gösteriyi başlatır. Zurna Kavuklu havası çalmaya başlayınca meydana Kavuklu ve “Kavuklu arkası” diye adlandırılan cüce, kambur veya denyo meydana gelir.

İkinci ana tip olan Kavuklu ve “Kavuklu arkası” diye adlandırılan cüce, kambur veya denyo’nun zurnanın çaldığı Kavuklu havası eşliğinde alana girmesiyle karşılıklı konuşma bölümü başlar. Bu bölüm kendi içinde ikiye ayrılır. Kavuklu ile Pişekâr’ın birbiriyle tanış çıkmalarıyla sonuçlanan ilk bölüm arzbâr adıyla anılırdı. Bunun ardından Kavuklu’nun, sonunda rüya olduğu ortaya çıkan bir öykü anlattığı tekerleme bölümü gelir. Asıl oyunla ilgisi olmayan karşılıklı konuşma bölümü izleyicileri gösteriye ısındırmayı amaçlar. Tekerlemelerin oldukça sık kullanılan ve ünlü olanlarından bazıları şunlardır: Kahve Kutusu, Kavun, Dilenci Vapuru, Beygir Kuyruğu, Pazaryeri, Tımarhane, Yangın, Kuyu, Gelincik, Pişekâr’ın pastavını, Kavuklu’nun kavuğuna vurmasıyla tekerleme sona erer.

Asıl oyunun yer aldığı fasıl bölümünde Kavuklu sürekli olarak alanda kalır, oyunun konusuna göre sahneye çıkan çeşitli tiplerle güldürücü konuşmalar yapar. Bu bölümde zaman zaman Pişekâr da alana gelerek ya yeni tipleri Kavuklu’yla tanıştırır ya da oyunun akışını yönlendirirdi. Oyundaki düğüm genellikle, Karagöz oyununda olduğu gibi sarhoş tipinin ortaya çıkmasıyla çözülür. Bu bölümde Dükkân ve Yeni Dünya dekorları kullanılır. Gerçek dünyaya dayanan konular işlendiği gibi halk masalları ve efsanelerden alınan kurmaca öyküler de işlenebilir.

Çok kısa olan bitiş bölümünde Pişekâr ile Kavuklu karşılıklı birkaç söz söyledikten sonra, Pişekâr’in oyunun son bulduğunu açıklaması, işlemiş oldukları kusurlardan ötürü özür dilemesi, gelecek oyunun adını, yerini ve zamanını açıklamasıyla oyun son bulur, Kavuklu ve Pişekâr müzik eşliğinde alandan çıkar.

Karakterler

Orta oyununda yer alan bütün tipler Karagöz oyununun tipleri gibidir; ancak Karagöz perdesinde gösterilme olanağı olan doğaüstü yaratıklarla, hayvanlar, sandal, araba gibi binek araçları orta oyununda yer almaz. İki ana kahramanı vardır: Pîşekâr hem oyuncu hem sahneye koyucu, hem yazar gibi davranır. Kültürlüdür; saray ağzını ve Farsça sözcüklerle bezenmiş bir elit dilin konuşur. Kavuklu ise oyunun baş komiğidir Pişekar’ı yanlış anlayarak komik durumu ortaya çıkarır. Pişekâr ile Kavuklu gölgeoyunundaki Hacivat ve Karagöz’ün karakter olarak aynısıdır. Ama Pişekâr ile Kavuklu canlı kişiler olduklarından sözlerini vücut hareketleriyle, yüz mimikleriyle güçlendirmek olanağına sahiptirler. Karagöz metne daha çok bağlı kalmak zorundayken orta oyunu oyuncuları oyunun akışına göre metinde çeşitli değişiklikler yapabilirler ve yeni espriler üretebilirlerdi.

Orta oyununda kadın rolünü de erkekler oynar; buna Zenne ya da oyun argosunda Gaco denir. Kadınlar, hiçbir oyunda olumlu özellikler göstermezler.

Orta oyunu; Karadenizli, Rumelili (muhacir), Kayserili, Ermeni, Rum, Yahudi, Balama (Rum, Frenk) Arap, Acem, Arnavut, Türk (Hırbo), Sarhoş, Bekçi, cüce, kekeme, kambur, sağır büyücü… gibi tipler kendi şiveleri ve kılıklarıyla oyunda rol alır. Bu tipler, kılıkları, davranışları ve konuşmalarıyla hemen tanınır; daha meydana girerken çalınan müzikle belli olurlar. Kayserili, kurnaz, pişkin ve açıkgöz; Laz çok çabuk ve soluksuz konuşan, sorduğu sorunun yanıtını almadan konuşmaya devam eden, çabuk kızan çabuk yatışan; Kürt ise saf ve sakin kişiliğiyle ön plana çıkarlar. İstanbul ağzı ile konuşan Çelebi ise Sürekli bilgili ve kültürlü geçinir; Arapça, Farsça kelimeleri bolca kullanır. İşleri biten oyuncular meydanda bir kenara çekilip otururlar.

Müzik ve dans

Orta oyununun en önemli ögelerinden biri de müziktir. Her oyuna bir saz heyeti ve dansçılar bulunur. Hem bölüm geçişlerinde hem de tiplerin meydana/perdeye gelmelerinden önce şarkı-türkü ve halk dansları ile seyirci eğlendirilir ve oyun tamamlanır. Ortaoyunu’nda bilinen son biçimine göre zurna ve çifte nara gibi nefesli ve vurmalı çalgılar insan sesine eşlik etmiştir.

Raks” da Ortaoyunu’nu tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendirilmişti. Dansçılar, cinsiyetleri ve oyunlarına göre çeşitli isimler alırlar. Çengi (kadın dansçılar), köçek ve curcunabazlar ortaoyununda etkin görevler almıştır.

Post a Comment