BNV

u

Ortoreksiya Nedir?

Günümüzde sağlıklı, organik ürün yetiştirmenin ve bulmanın önemi arttı. Günümüz insanları sağlığı tehdit eden yiyecekleri tespit edip eve sokmamaya gayret gösterir oldu. Yedikleri içtikleri gıdaların GDO’lu mu, zararlı bir madde var mı, kalorisi ne kadar diye sorarken bir de bakmışsınız ki Ortoreksiya olmuşsunuz!

Korkmayın tabii ki o kadar kolay değil!

Her şey, daha iyi ve sağlıklı yemekler yeme isteğiyle başlıyor. Birçok insan, süpermarketlerde daha mantıklı yiyecekleri tercih ediyor ve birkaç alışkanlıklarını değiştirerek, daha sağlıklı olmayı hedefliyor. Ortoreksik olan insanlar, bir süre sonra yedikleri yiyeceklerin miktarı ve saflığına kilitlenip kalıyorlar. Böylece, ağızlarından giren şeylere ve miktarlarına çok katı kurallar koymaya başlıyorlar.

Yemiyorlar değil, yiyorlar. Ancak ne yedikleriyle ve ne kadar yedikleriyle ilgili müthiş takıntılar geliştiriyorlar. Kısa sürede, bununla ilgili o kadar takıntılı hale geliyorlar ki, tüm hayatları zincirleme olarak etkilenmeye başlıyor: ekonomik, sosyal, ailevi ve hatta, ironik bir şekilde, sağlık durumları hızla çakılmaya başlıyor.

Ortoreksi de anoreksi veya bulimi gibi sinsi bir hastalık; ancak çok temel bir farkı var: Bu ikilinin aksine, ortoreksi hastaları yemek yiyorlar. Dolayısıyla bir şeyler yedikleri için, sağlıklı olduklarını düşünüyorlar. Ancak aslında doğru beslenmiyorlar ve takıntıları, zarar verici bir boyuta ulaşıyor. Bu da, hastalığı daha da korkutucu yapıyor.

Ortoreksik hastalar, ne yiyip ne yiyemeyecekleriyle ilgili bir dizi, kendi kendine belirlenmiş ama çok katı “kurallar” listesi oluşturuyorlar. Hayatlarının giderek artan miktarda bir kısmını bu kurallara nasıl daha iyi uyabileceğine kafayı takmakla geçiriyorlar. Başaramadıkları her seferde giderek daha büyük üzüntüler yaşıyorlar. Kısa sürede, bu kendi kendine belirledikleri kuralların kölesi haline geliyorlar ve kendilerini yıpratmaya başlıyorlar. Bu da, yine ortoreksinin temel belirtilerinden biri olan, kendi kendine cezalandırmayı beraberinde getiriyor: Daha katı kurallar geliyor, olmaması gereken düzeyde oruçlar başlıyor, halk içerisinde kendisini küçük görme davranışları baş gösteriyor, abartılı düzeylerde egzersiz yapmaya başlanıyor. Daha katı kurallar, daha az besin demek oluyor. Bu da, bireyin sağlık dengesinin hızla bozulması anlamına geliyor.

Ortoreksi hastalarının hayatı, yiyeceklerinin kalitesi, saflığı/doğallığı ve kaynağı etrafında dönüyor. Öyle ki, normalde hiçbir zararı olmayan besinler, sırf kalitesindeki en ufak olası düşüklükten ötürü diyetin dışında bırakılıyor. Bu insanlar, öyle saplantılı hale geliyorlar ki, yanlarında “acil durum beslenmesi” taşıyorlar. Böylece, besin fobilerini tetikleyecek herhangi bir durumda, buna başvurabiliyorlar. Bir başkası tarafından hazırlanmış yiyecekleri asla yememeye başlıyorlar. İçeriği %100 ilan edilmeyen hiçbir besinden tüketmiyorlar.

Post a Comment